Category Defter

Dert ve Deva

İnişli çıkıştı sürdürdüğüm bir hayatım vardı. Sen beni görsen, inişlerimi bilmezdin. Hep yükselişte görünürdü ivmem ve gülüşlerim çoğu zaman akşamdan hazırladığım kürün sana yansımasıydı. İsmimi söylediklerinde bakışlarım donuklaşır ve bu seslenişin ardından başıma nelerin geleceğini merak eder, dururdum. Aslında mutlu olmaya meyilliydim hep. Her seferinde inancımı yitirmeden kalabalıkların üzerine yürümeyi marifet bilirdim. Henüz 19 yaşımdaydım…. Read More

Reva

Güneşin en sıcak saatleriydi. Nereye varacağımı bilmeden yaptığım yürüyüşlerden birindeydim. Nereye varacağımı bilmemekten şikâyetçi değil, bilakis hoşnuttum. Barbaros Bulvarı’nda sıralanan kafelerden birine dalıp oturdum. İçeride çalan müziğe ya da insanlara kapalıydım. Kulaklığım ve kafamın içindekiler yeterliydi. Kahvemi alıp oturduktan sonra müziği açtım. Bir şeyler okudum. Gerekli, gereksiz bir sürü şey okudum bir süre. Sonra düşündüm…. Read More

Yol Açık

Karanlık bir sokakta yürüyordum. Bulunduğum sokaktaki lambalar yanmıyordu. Kesişen sokağın parıltısından otlanıyorduk, sokak da ben de. Ardımda bıraktığım ayak izlerinden köpek sesleri yükseliyordu. Geri dönüp bakarsam bana hamle yapacak olan köpekler, onlara bakmayışıma içerlemiş gibi öylece bekliyorlardı. Köpek seslerini bastırmak için müziğin sesini biraz daha yükselttim. Yetmemişti, köpekler daha yüksek sesle havlıyor, bu sesleri duyanların… Read More

Muamma

Saklanıyordum. Yıllardır bir maskenin ardında, soğuk duvarlarla çevrili bir hayatın içinde saklanıyordum. Gülüyorum sanıyordu annem. Güçlüyüm sanıyordu babam. Beni büyük sayıyordu kardeşim. Ve gamsızım sanıyordu arkadaşım. Oysa ben saklanıyordum. Işık görünce gözlerimi kısıyordum. Ses duyunca kulaklarımı kapatıyordum. Bir koku vardı, onu soluduğumda göğsümü dövüyordum. Saklanıyor olmak bunu gerektiriyordu. Sonra bir gün uyudum ve sonra bir… Read More

Yavaş Yavaş

Bazı geceler çokça düşünüyorum. Ben aslında hep çokça düşünürüm. Düşünmek beni oyalıyor. Oyalanacak bir şey bulamayınca zaman hiç geçmiyor ya hani, düşünerek oyalanıyorum. Değişik düşündüğümü düşünüyorum hep. Sonra insanlar “ben de böyle düşünüyorum” diyorlar. Anlıyorum ki sıradan düşünüyorum. Ama sonra farklılaşıyorum. Biraz da farkına varıyorum, değil mi? Mesela kendime sorduğum sorular değişiyor. Bu sorulara verdiğim… Read More

Gereği Düşünüldü

Yılların bana vermiş olduğu yetkiye dayanarak, kendimi çürümüş ilan ediyorum. Ancak bu yazının konusu öz eleştiri değil. Bu yazı için “konusu şudur” diyemem. Okuduktan sonra malumunuz olacaktır zaten. Bir sabah uyandım. Sol elimin serçe parmağı uyuşmuş ve gece burnumdan akan kan bıyıklarımın üzerinde kurumuştu. Birkaç dakika hiç hareket etmeden sadece tavanı izledim. Gözlerimi tekrar kapattım… Read More

Renksiz

Şimdi size bir soru; en sevdiğiniz renk hangisidir? Bu sorunun cevabı çok önemli, çünkü renkler insanların ihtiyaçlarını yansıtır. Karakter ya da hayallerden bahsetmiyorum. Buradaki doğru kelime ihtiyaç. Renksiz bir gökyüzünün tüm motivasyonumuzu nasıl alıp götürdüğünü hepimiz bilmiyor muyuz? Ya da engin bir manzaranın sunduğu renk cümbüşüyle dinçleşmiş hissetmiyor muyuz? Evet, bunu hepimiz yapıyoruz. Özgürlüğü arayan… Read More

Anlatılan mı? Anlaşılan mı?

“Susmuyor lanet gidişinin ayak sesleri; beni yalnız koma. Sürdüremiyorum takibi, siluetin kayıp; beni yalnız koma. Üzüntümle baş başa kaldığım her gece gel; beni yalnız koma. Yorgunum yıllar yılı, dinlenemiyorum; beni yalnız koma.” Aslında ne kadar derin sözler bunlar ancak okuyup geçeceksiniz. Biz insanlar böyleyiz. Birbirimizi pek anlamayız. Hiç anlamayız demiyorum, ancak pek anlamayız işte. Kendi… Read More

Kendine Gel

Uyandığımda tavanda asılı duran lambaya kilitlenmiştim. Dışarıda esen rüzgârın duvarları sarsması, bu lambanın da sallanmasına sebep oluyordu. Dışarıdan insanlar gelip geçiyor, insanlar geçmeye yeltendikçe de kendince beni koruyan köpek havlayarak onları uyarıyordu. O havladıkça tebessüm ediyordum çünkü beni korumaya çalıştığına kendimi inandırmıştım. İnanmak ne güzel şey, umudu da beraberinde getiriyor. Sonra doğruldum, ayakkabılarımı ayağıma geçirdiğim… Read More

Boğuntu

Tekrar, sabah uyandığımda ne giyeceğimi ya da öğle yemeğinde neler atıştıracağımı düşündüğüm zamanlara dönebilir miyim lütfen? Çünkü artık sabahları kalktığımda, “bugün nereden ve nasıl gol yiyeceğim acaba?” diye düşünmek canımı sıkmaya başladı. Bazen öyle bir oluyor ki kendimi küçücük, penceresiz bir odada yüzükoyun yatarken buluyorum. Çünkü bu odada nefes almaya imkân veren sadece kapının eşiğindeki… Read More