Anlatılan mı? Anlaşılan mı?

“Susmuyor lanet gidişinin ayak sesleri; beni yalnız koma.
Sürdüremiyorum takibi, siluetin kayıp; beni yalnız koma.
Üzüntümle baş başa kaldığım her gece gel; beni yalnız koma.
Yorgunum yıllar yılı, dinlenemiyorum; beni yalnız koma.”

Aslında ne kadar derin sözler bunlar ancak okuyup geçeceksiniz. Biz insanlar böyleyiz. Birbirimizi pek anlamayız. Hiç anlamayız demiyorum, ancak pek anlamayız işte. Kendi duygularımızı karşılayacak sözler, tablolar ya da şarkılarla karşılaştığımızda bunu sahiplenir ve herkesin bu sözleri bizim düşündüğümüz gibi düşünmesini, bu tablolara bizim daldığımız gibi dalmasını ya da bu şarkıları bizim dinlediğimiz hissiyatla dinlemesini isteriz. Çoğu zaman bunun karşılığını alamayız. Çünkü biz insanlar böyleyiz. Başkalarını anlamak konusunda değil de anlamak istemek konusunda hep gerideyiz. Okuduğumuzdan ne anladığımız mı yoksa yazarın bize en anlatmak istediği mi önemlidir?

Buraya bir hikâye sıkıştırarak durumu daha iyi özetlemek isterdim. Bir esas oğlan ve bir esas kızdan bahsedip, söylediklerimi kendinizi onların yerine koyarak düşünmenizi isterdim. Fakat sonra buna hiç gerek olmadığını, yazdıklarımın, zaten çoğu zaman sadece bir iç döküş olduğunu anımsadım. Kendinden bir şey bulmayan birine dünyanın en güzel romanını okutsanız ne olurdu dersiniz? Hiç. Okuduğu kitaplara sadece +1 eklerdi herhalde. Belki okuduklarım listesi oluştururken o romanın adı aklına bile gelmezdi. Tabi belli olmaz, belki de kendinden bir şey bulmayacağını umduğumuz biri, tek bir cümleyle kendinin bile farkında olmadığı bir yönünü keşfedip, hayatına bu romandan itibaren yeni bir yön verebilirdi de.

Yukarıdaki sözlerin derin olduğunu söylemiştim. Aslında öyle üzerinde pek de düşünmeye gerek yok, o derece net sözler bunlar. Birini ya da bir durumu düşünerek yazılmış olduğu su götürmez. O yüzden diyorum, bu sözleri yazan kişinin anlattığı kadarını anlayabilir miyiz? Açıkçası pek sanmıyorum. Bu sözlerin muhatabı, bu sözleri duyduğunda nasıl karşıladı çok merak ediyorum. Keşke onu tanıyor olsam. Yazılanın ya da söylenenin nasıl anlaşıldığı, aslında gerçekte ne anlattığı kadar önemlidir. Okuduğunuz bir kitabı ikinci kez okurken bile ilk okuyuşta çıkardığınız anlam katlanıyor. Yeni şeylerin farkına vardığınızı görüyorsunuz. Aslında aynı kitap, aynı cümleler ama içinde olduğunuz dönem ya da okuma alışkanlığınız yeni şeylerin önünü açıyor, yazarın düşünceleri değişmemiş olsa bile. Bir de yazarın düşüncelerinin değişmiş olduğunu düşünün. Ben düşündükçe merakım artıyor.

Leave A Comment