Renksiz

Şimdi size bir soru; en sevdiğiniz renk hangisidir? Bu sorunun cevabı çok önemli, çünkü renkler insanların ihtiyaçlarını yansıtır. Karakter ya da hayallerden bahsetmiyorum. Buradaki doğru kelime ihtiyaç. Renksiz bir gökyüzünün tüm motivasyonumuzu nasıl alıp götürdüğünü hepimiz bilmiyor muyuz? Ya da engin bir manzaranın sunduğu renk cümbüşüyle dinçleşmiş hissetmiyor muyuz? Evet, bunu hepimiz yapıyoruz. Özgürlüğü arayan bir insanın griyi, siyahı ya da kahverengiyi tercih etmesi bana çok gerçekçi gelmiyor. Bu renklerin çirkin olduklarını söylemiyorum, ancak özgürlük ihtiyacıyla bağdaşmıyor.

Renksiz sabahlara uyandığımda, o günün benim için iyi geçmeyeceğini düşünüyorum hep. Gri bir gökyüzü yetmiyor gibi, sert bir soğukla sınıyor gün beni. O sırada başka insanların ya mavi gökyüzü altında ya da gür ve yemyeşil ağaç topluluklarında günlerini gün ettiklerini düşünüyor, sinirleniyorum. Tahminimce bu yüzden olmak istediğim yere karar veremiyorum. Gitmenin çözüm olmadığını söyleyip dururlar hep, anlamam. Ama kalmanın da çare olmadığını bilirim.

Düşüncelerim değişiyor bu aralar. Bulunduğum ortam, karşımdaki insanın tavrı, yanılmak istediğim şeylerde çoğu zaman yanılmamak, inanmak istediğim şeylerin yine çoğu zaman muğlak olması beni bitiriyor. Dengemi kaybettim, gülüşümü kaybettim, umudumu kaybettim. Kazançlarım ise uykusuzluk, beslenme bozukluğu ve sorgulama alışkanlığımdan ibaret. Tüm bunları tek bir cümleyle özetlemek gerekirse, rengimi kaybettim. Kendimden biliyorum ki insanın rengini, renkliliğini kaybettiğini düşünmesi çok acı verici. O yüzden kimsenin rengini kaybetmesini istemiyorum. İnancınız, renginiz olsun.

Leave A Comment