Posts Tagged Interior

Kim Bilir?

Bittiğin noktadasın. Hepimiz için söylüyorum bunu. Hepimizin bir bitiş noktası vardır başlangıcımızın olduğu gibi. Şimdiye kadar gördüklerin vizyon filmlerinin fragmanı gibi seçme sahnelermiş, yeni yeni anlıyorsun. Öyle bir duruma geliyorsun ki; ne Cem Adrian’ın Aşk Bu Gece Şehri Terketti’si sarsıyor seni, ne de Düş Sokağı Sakinleri’nin Mor Yel’i serinletiyor. Şarkılara sığınıyorsun. Çünkü annen baban dâhil… Read More

Düşler Sokağı, Kar ve BSKI!

İlk merhabasını, son hecesinden yakalamıştım. İstanbul, kara boyun eğmişti ve soğuktu. Hâlbuki Aralık, bana nefes veren ay; sıcak iklimler vaad etmişti. Konuşabilen kuşlar, yumuşak tüylü kediler ve dişlerini fırçalayan köpekler beklemiştim. Her neyse, saçlarında parlayan sokak lambası da ara ara göz kırpıyordu geceye. Üşümüş olmalı ki sönüp kaybolmak istiyordu düşler sokağında. Kesik kesik esen rüzgâr… Read More

Deneme – 2

Karanlıktı, gözleri yakan bir karanlık. Her nefes alış verişimde, ciğerlerimden yükselen inilti çok fazla bir vaktimin kalmadığını anlamama yetiyordu. Hem bu çektiğim acının yanında ölümü yeğlerdim. Kollarımın gün geçtikçe incelmesi, dizlerimin devamlı titremesi, parmak uçlarımdaki karıncalanmalar ve ağzımda devamlı acı bir tat. Evet, ölüyordum. Artık “güzel” dedikleri kirpiklerimden eser yoktu. O kirpiklerin koruduğu gözlerim de… Read More

Ne Zaman Başımı Yastığa Koysam

Yine aynısı oluyor. Gözlerim tavandaki örümcek ağına kitleniyor kafamı ne zaman yastığa koysam. Duvarda asılı saatin çıkardığı sesten başka çıt yok odada. Ha, bir de kalbimde ki ritm bozukluğu. İlk önce günün muhasebesini yapıyorum. Her gün bir yanlışı eksiltiyorum. Bugün küfre son verdim mesela. Dün gece yalan yok demiştim. Yarın alkole son vereceğim. O günden… Read More

Deneme – 1

Üst düğmesi kopuk ve bilekleri dirseğe kadar yırtıktı gömleğinin, belli olmasın diye katlıyordu kollarını. Hadi göğsü açık olsun “ne de olsa başım dik” diyordu ahbaplarına. Yine de çekingenliği ağır basıyordu yokluk ortasında. Birini seviyordu, uzaktı. Uzaktan izliyordu saçını, gülüşünü ve kendince anlam atadığı mimiklerini. Moralsiz gördüğünde kanı donuyordu. Hele bir de ağlıyorsa kadın, o zaman… Read More

İsyanın Adı

Erken; henüz geceliğini çıkarmamışken İstanbul, aşk tüm sinsiliği, sahteliği, nefreti ve belirsizliğiyle sokulurken yanımıza kadar, tek yapabildiğimiz beklemekti. Geçer dediğimiz her otobüs için yanlış durakta, yanlış hattı beklediğimizi fark etmemiz pek tabii ki zaman almıştı. Fark ettikten sonra da bir şeyin değişmemiş olması, bu şehrin kurmuş olduğu tezgâha ne kadar aşina olduğumuzu hatırlatır bana şu… Read More