Deneme – 2

Karanlıktı, gözleri yakan bir karanlık. Her nefes alış verişimde, ciğerlerimden yükselen inilti çok fazla bir vaktimin kalmadığını anlamama yetiyordu. Hem bu çektiğim acının yanında ölümü yeğlerdim. Kollarımın gün geçtikçe incelmesi, dizlerimin devamlı titremesi, parmak uçlarımdaki karıncalanmalar ve ağzımda devamlı acı bir tat. Evet, ölüyordum. Artık “güzel” dedikleri kirpiklerimden eser yoktu. O kirpiklerin koruduğu gözlerim de “iş” görmüyordu pek.

Her ne kadar ölüyor olsam da, bekliyordum. Mucizelere inanıp, mucizelerle yaşayan biriydim ne de olsa. Ama gelmedi, gülmedi, bakmadı, duymadı, söylemedi, susmadı. Hiç kimse, hiçbir şey yapmadı. Yalnızdım. Zaten ne ciğerlerimdeki acı, ne de ölecek olmayı bilmenin verdiği hüzün bu kadar oturmuyordu küçülen yumruğumdan büyük yüreğime. Beni tanıyor olanların tanımıyormuş edaları, güvenmesini beklediğim tüm insanlardaki plastik suret. Ah! Kim bilir; ölsem ne yazardı ki?

Ölümden korkmuyordum. Fakat çok şey kalacaktı içimde. Mesela kardeşime söz verdiğim, sarı uçurtmanın yükü kalacaktı omuzlarımda. Uçurtma iyi güzel de, benim omuzlarımda o güç yoktu artık. Sonra, sevdiğim kadının dudaklarına bir gülücük dahi kondurmadan bir gidiş olacaktı bu. Sabahattin Ali’nin Raif Efendi’si misali vazgeçmiş fakat hep aklımın, kalbimin bir köşesinde yaşayan Maria’yı kaybetmenin yükünün altında ezilecektim. Babama söz verdiğim tatil planlarını babamın üzerine yıkıp, adamın dertsiz başına dert açacaktım. Ama ne acı hayat! Bunların hepsi birer birer olacaktı.

Aslında düşündüğümde, hala yalnızım. Adını düşündüklerimin aklında sadece 4 harflik bir isimden ibaretim. Ne hoş! Beni tanımıyorlar. Tanıdıklarını sananlar, içimi bilmiyorlar. Keza “anladım” diyenler de anladıklarından bihaber!

Dinlediğim her notaya ayrı bir anlam yüklüyor, her birine ayrı ayrı göz kırpıyorum şimdi. İnanmadığım meleklerin, inanmadığım kanatlarına sahibim. Bulut denizlerinde yüzüyor, ağaçlarda yetişen kelebeklerle oynuyorum. Güneşimin vardiyası sona erdiyse demek ki, mum ışığında güneşleniyorum. 

Boşluktaki seslerin karanlığına gömülüyorum.

Leave A Comment