Kim Bilir?

Bittiğin noktadasın. Hepimiz için söylüyorum bunu. Hepimizin bir bitiş noktası vardır başlangıcımızın olduğu gibi. Şimdiye kadar gördüklerin vizyon filmlerinin fragmanı gibi seçme sahnelermiş, yeni yeni anlıyorsun. Öyle bir duruma geliyorsun ki; ne Cem Adrian’ın Aşk Bu Gece Şehri Terketti’si sarsıyor seni, ne de Düş Sokağı Sakinleri’nin Mor Yel’i serinletiyor. Şarkılara sığınıyorsun. Çünkü annen baban dâhil kimse dinlemez seni bu hadisede. Yalnızsın! İnsanlar ‘ben demiştim’ demek için fırsat kolluyorken kime neyi anlatacaksın?

İnsanlar değişiyor. Ağaçlar, binalar, kültürler. Sen değişiyorsun. Ben değiştim. O da değişecek merak etme. ‘Kesinlikle yapmam, yapamam’ dediklerimi yaptığım şu son 15-16 ayda bir türlü gösteremediğim ‘gerçek yüzüm’ yeni yeni ortaya çıkıyor. Demek ki değiştim. Ya da hala değişiyorum. Bu süreç ne kadar uzar ya da daha neleri gösterir zaman bilemeyiz. Bildiklerimizi kendimize saklamak zorunda değiliz ki! Anlatmalıyız. Anlamalıyız. İstemeliyiz. Biz farklıyız. Hassasız. Ama yorgunuz. Sabırsızız. Tahammülsüzüz. Dolup dolup birbirimize taşıyoruz. Bu iyi mi? Kötü mü? Bilemiyorum. Bazen öyle ki İndogo’nun Çocuk’u gibi orta yaşlı bir adam olup yetişkin olamamanın sonuçlarını yaşıyorum diyorum. Ne babam gibi sabırlı ne annem gibi olgun tavırlı olamıyorum. Olmalıydım. Belki de Ceza’nın dediği gibi Gelsin Hayat Bildiği Gibi demeli ve çıkışı Gözlerimin İçinde aramalıyım.

Hayat, beklentilerimizin yükseldiği ve o yükseklikten nefessiz şekilde yere çakılmasına seyirci kalmakla yetindiğimiz evreydi. Kimine tatlı kimine tuzlu verirdi suyu. Bugün tatlı verdiğine yarın tuzlu verirdi tatlı niyetine. Dengemizi bozdu hayat. 

İclal Aydın’ın dediği gibi “Büyük kararlardan önce mutlaka bir gece beklemeli. Eğer sabah aynıysa her şey, o zaman düşünmeli bitirmeyi bir hikâyeyi.” Yolunda gitmeyen bir şey için gittiğin yoldan sapmak pek akıl kârı değil. Durup durup sorduğum ‘Allah aşkına biz n’apıyoruz?’a cevap bulamıyorum. Kan mı kaybediyoruz, kana mı gömülüyoruz bilmiyorum! Yalnız mı kalıyoruz? Bilmiyorum. Bunu istediğimden emin değilim.

Kendimden nefret ettiğim şu aralar, tekrar tekrar, ağlaya ağlaya, isyan ederek, küfürle karışık söylediğim tek şey şuydu; “ben neden böyle oldum?”

Allah biliyor ya. Belki birbirimizi başka bir hayatta anlayacağız. 

Leave A Comment