Düşler Sokağı, Kar ve BSKI!

İlk merhabasını, son hecesinden yakalamıştım. İstanbul, kara boyun eğmişti ve soğuktu. Hâlbuki Aralık, bana nefes veren ay; sıcak iklimler vaad etmişti. Konuşabilen kuşlar, yumuşak tüylü kediler ve dişlerini fırçalayan köpekler beklemiştim. Her neyse, saçlarında parlayan sokak lambası da ara ara göz kırpıyordu geceye. Üşümüş olmalı ki sönüp kaybolmak istiyordu düşler sokağında. Kesik kesik esen rüzgâr üşütüyordu beni. O da üşüyor muydu? Soramazdım! Sorsaydım da cevap alamazdım zaten!

İçime derin bir nefes çekerek tekrar daldım gözlerine. Göz bebekleri, henüz emekleyecek kadar büyümemişti bile. Çok garipti. Hem o kadar güçlü, hem o kadar mağrur bakabilmeyi nasıl beceriyordu? Bilemiyordum. Ben bilemiyordum, İstanbul soğuktu. Düşler sokağı neden bu kadar sessizdi? Aklımda bir sürü soru vardı fakat hiçbirisi için cevap aramıyordum. Tek öğrenmek istediğim, yarın gözlerimi açtığımda nelerin değişeceğiydi. Yabancı mı olacaktık? Yoksa yabancı bile olamayacak kadar uzaklaşmış mı? Yutkundum ve sessizliğe son vermeye karar verdim, düşler sokağında.

– Neden bir şey söylemiyorsun?

– Ne söylememi bekliyorsun?

– Neden bana yarın ne olacağını, neden bana bu kadar uzak olduğunu, neden benim konuşmaya bile cesaret edemediğimi söylemiyorsun? Neden beni yalnız kalma fikri ile sınıyorsun? Ve neden asıl söylemek istediklerini söyleyemiyormuşsun gibi hissediyorum?

– Çünkü.. –Bu kısmı hiç bilemedim-.

Ölüm ısmarladım bu diyalogun hemen ardından. O kadar hızlı geldi ki; dumanı hala üstünde tütüyordu geldiğinde. İstanbul kara boyun eğmişti ve soğuktu. Üşüyordum. Bileklerimde kardan kelepçeler olduğundan gidemiyordum da. Bu son kesinlikle düşündüğüm ya da istediğim bir son değildi. Olamazdı da! Nefesim kesikleşmeye ve ağırlaşmaya başlamıştı. Bileklerimi çok zorlamış olmalıyım ki kardan kelepçeler canımı fazlasıyla yakmıştı. Bir kaç damla kan ile bembeyaz kar üzerine gidişimi resmetmiştim sanki. Boşluktaydım. Ve duyduğum seslerin tek tarifi karanlıktaki ışıklardı. Bu; Boşluktaki Seslerin Karanlıktaki Işıklarından bir huzmeydi. Ve düşlerin sokağında son görünüşüm.

Boşluktaki seslerin karanlıktaki ışıklarından bir huzmeydim. Ve hissettiklerimi kimse bilemezdi!

Leave A Comment