Unutulanlar Kanserimiz Olacak

Zihnimi zorluyordum. Unuttuklarımı canlandırabilmek için çocukluğumda, derse yetişmek için koştuğum rutubet kokulu koridorlara geri döndüm. Ders zili çalmıştı ve koridorda yalnızca ben kalmıştım. Hangi sınıfa ait olduğumu bilmiyordum. Her yerde olduğu gibi, çocukluğumda da sınıflara ayrılmıştık. Sınıfımı bulmam yetmedi, hala unuttuğum şeyler vardı. Okulun bittiğini hatırladım sonra birden. Okul bitmiş ve bir sonraki okula sıra gelmişti. Neyse ki o da bitti. Ve bir sonraki de.

Biriktirdiğim anıların olduğu keseye şöyle bir elimi daldırdım. Birbiriyle bütünlenen bir sürü şey vardı artık elimde. Tek başlarına hiçbir şey ifade etmeyen bu ‘şeyler’ doğru zaman, doğru yer ve doğru kişiyi anımsatıyordu. İşin ilginci, birçoğu kuralına göre yaşanmamış olan bu olayların kuralına göre oynanması için daha iyi hatırlamam gerekiyordu. Korktum. İç sesim yükseldi; “arada boşluklar kalacak ve biz üzerlerinden atlama cesaretini gösteremeyeceğiz. Unutulanlar kanserimiz olacak.” Daha çok zorladım, daha çok düşündüm, daha çok varsaydım. Ama işe yaramadı. Sonra, sert bir tokat yedim. Sağ kulağımın arkasına, tam da ensemle kafamın birleştiği noktaya öyle bir tokat yedim ki, değiştim.

Okudum kitapları, izlediğim filmleri, dinlediğim müzikleri ve sevdiğim kadınları düşündüm. Çok fazla kitap okumamıştım ama çok fazla film izlemiştim, hatırlıyorum. Bir tanesinde adam her şeyini bırakıp gitmek istemişti. Toplumdan kopmak istemiş, ailesinden, tüm varlıklarından, çevresinden vazgeçmişti. “Bunu ben de yapabilirim” diye düşünmüştüm, hatırlıyorum. Çok fazla kadın sevmedim ama bazı kadınları çok sevdim. Bir süre sonra ölmelerini dileyerek. Bazı kadınlar da beni çok sevdi. Bir süre sonra ölmemi dileyerek.

Bu değişimle birlikte bozduğum plakları onarmaya çalıştım. Bozulan plakların onarılamayacağını unutarak. Yıktığım köprülerin üzerinden geçmeye, unuttuklarımı daha iyi hatırlamaya çalışarak kendimi yükseklerden bıraktım. Yere yaklaştıkça çarpma korkum arttı, ama ben yaklaştıkça yer benden uzaklaştı. Rüzgârın sesi yükseldi, kar ilk defa çirkin yağdı. Yağmur yerleri ıslatmadı. Anladım ki; değişen sadece ben değilmişim.

Ve şimdi, kelimelerin arkasında saklanarak ölüm meleklerinin sohbetinin bitmesini bekliyorum.  

“Umutla umutsuzluk arasında çırpınıp duruyorum. Buna daha fazla katlanamayacağım!”*

*Edgar Allan Poe

Leave A Comment