Ne için yaşıyorum?

Ne için yaşıyorum diye düşünüyorum bir süredir. Hani hayatın bir anlamı olduğunu var sayarsak, onun peşinde koşuyorum işte. Düşündüğümde elle tutulur bir hedef bulamadığımdan olsa gerek, boşlukta hissediyorum. Kanaatimce insan yaşamı için 30 yıl, ideal bir süre. Çünkü bu saatten sonra yaşadığın tüm sorunları “30 yaş sendromu” diye bir şeye bağlıyor insanlar. Ne yaparsan yap, ne söylersen söyle anlamlandırmak yerine 30 yaş sendromuna yormak pek tabii kolaylarına geliyor. 

Çocukken böyle dertlere gark olacağımı bilmezdim hiç. Zaten çocukken hiçbir şey bilmezmişim, büyüdükçe anlıyorum. Neyi kapattım desem, açık kalmış anlıyorum.

Neye dert değil dediysem, dert etmişim. Kendimi hiç tanımıyormuşum, yeni tanıştım. Sen de benimle tanıştın. Sen de beni, benimle tanıdın. Ve tanıdığın beni sevmedin. Çünkü sevilesi hiçbir yanı olmadığını gördün. Çocuk kalsaydım severdin. Çocuk kalsaydım ben de severdim. Hem de en çok ben severdim! 

Sahi ne için yaşıyorum bilmiyorum. Derece hedefi olmadan, sırf diskalifiye olmamak için yarışı bitirmek zorunda olan bir atletten farklı hissetmiyorum. Nereye gittiğini bilmediğim bir yolda başa doğru mu yoksa sona doğru mu yürüyorum, bilmiyorum. Işık tutanlara güvenmiyorum. Seslenenleri duymuyorum. 3. kere okunmuş ve artık eski tadını vermeyen bir kitap gibi hissediyorum. Bazı sayfalarım eksik kalmış. Artık okuyan da anlamaz anlayacağın. 

Bazen bunları düşündüğüm için kendimi yakasım geliyor. “İnsanların ne dertleri var” diye düşünüp kendime kızıyorum. Bunlardan utanıyorum da zaman zaman. Ancak, neyi dert edeceğimizi biz seçmiyoruz ki, değil mi? Yoksa biz mi seçiyoruz? Yani kimseye güvenememeyi, hiçbir şeyin sonunu getirememeyi, iyi niyetle yaklaşıp suistimal edilmeyi ben mi seçtim? Peki, bunları değiştirmek için hiç gücüm kalmayacağını bildiğim halde, son gücümle başımı kuma gömüp saklanmayı da ben mi seçtim? Cevapların hiçbir önemi yok. Cevabını aradığım tek sorunun da cevabını ne zaman alacağımı bilmiyorum. Sahi ben ne için yaşıyorum?

Leave A Comment